Güncel Forum



Sitemize Kayıt Olmanız 2 Dk'nızı Almaz! Lütfen Sitemize Kayıt Olun ve Üye Olmanın Faydalarından Sizde Yararlanın!

Güncel Forum

Guncel.forum.st Video, Program, Haber, Magazin, KPSS, Eğitim, İlköğretim, Lise, Üniversite, Eğlence, Yaşam, Fıkra, Resim, Mp3, Türkiye, Dinimiz İslam, Cep Telefonu Programları, Oyunlar, Temalar, aşk, Fal, burç, spor, Knight, Silkroad, İkariam, Ogame,iddaa

www.guncel.forum.st

Giriş yap

Şifremi unuttum

MENÜ

Arama

Forum İçinde Arama Yap...
Sorularınızın Cevaplarını daha kolay bulabilmek için bu arama yerini kullanabilirsiniz !



Görünüm olarak :



Anket

Hangi takımı tutuyorsunuz?
43% 43% [ 6 ]
0% 0% [ 0 ]
21% 21% [ 3 ]
21% 21% [ 3 ]
7% 7% [ 1 ]
0% 0% [ 0 ]
7% 7% [ 1 ]

Toplam Oylar : 14

Tarihte Bugün


Tarihte Bugün v.7.0

Reklam Verin

RSS akısı


Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 

En son konular

» Cam Sanayisinde Yeni Dönem Başlıyor! Akıllı Cam Devri
18.01.17 5:48 tarafından krall

» McAfee Stinger İndir v12.1.0.2231 32×64 bit
17.01.17 8:24 tarafından CeNDeRe

» USB Disk Security 6.5.0.0 Türkçe Full Tam indir
17.01.17 8:12 tarafından CeNDeRe

» Diyarbakır'da polise saldırı: 4 şehit, 2 yaralı
17.01.17 6:13 tarafından CeNDeRe

» Reina katliamcısı yakalandı
17.01.17 6:11 tarafından CeNDeRe

» Hamilelik Öncesi Belirtiler
06.11.16 15:50 tarafından krall

» Jeofizik
06.11.16 15:27 tarafından krall

» Doğa İçin Çal Klipleri Sonuna Kadar Destek!
06.11.16 15:14 tarafından krall

» TARKAN - Cuppa
06.11.16 15:08 tarafından krall

» Ece Seçkin - Adeyyo
06.11.16 15:07 tarafından krall

» İrem Derici - Dur Yavaş
06.11.16 15:06 tarafından krall

» Edis - Dudak (Lyrics Video)
06.11.16 15:03 tarafından krall

» Hande Yener - Deli Bile - ( Official Audio )
06.11.16 15:02 tarafından krall

» Emrah Karaduman - Cevapsız Çınlama ft. Aleyna Tilki
06.11.16 14:58 tarafından krall

» Sivas Esnafının Tuvaletlerin Yıkılışına İsyanı (Nereye S.Çacaklar)
06.11.16 14:54 tarafından krall

» AVG Anti-Virus Free Edition 2012 1913a4770
01.05.14 6:24 tarafından comechat

» Trojan Remover v6.8.2 Build 2600 Full (11Mb)
01.05.14 6:21 tarafından comechat

» USB Disk Security v6.1.0.432 Full
01.05.14 6:20 tarafından comechat

» Microsoft Security Essentials v2.1.1116.0 Türkçe
30.04.14 23:23 tarafından comechat

» Kpss Tarih Notları 2012 PDF Renkli Anlaşılır! Tüm Konular
25.12.13 13:55 tarafından dory0901

Haftanın en aktif yollayıcıları

Forumu Beğen!

Sayfayı FaceBook'ta Paylaş

istatistikler

Hoşgeldin; Misafir

Toplam 0 Mesajın Var.

Kayıt Tarihin:

Son Ziyaretiniz:


2497 Gündür yayındayız
3859 Konumuz var
4871 Mesaj gönderildi
139 Kullanıcımız Var
Son Üyemiz : http://guncel.forum.st/u143

Anahtar-kelime


    Sabancı Üniversitesi Rektöründen 1+8+4 önerisi

    Paylaş
    avatar
    krall
    SüperModeratör
    SüperModeratör

    Uyarı Seviyesi :
    0 / 100 / 10

    Cinsiyet Cinsiyet : Erkek Burcunuz? Burcunuz? : Kova
    çin astrolojisi çin astrolojisi : At
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 984
    Tecrübe Puan Tecrübe Puan : 2629
    Doğum tarihi Doğum tarihi : 17/02/90
    Kayıt Kayıt : 15/02/12
    Yaş Yaş : 28
    Memleket Memleket : Odamdan
    Kan Grubunuz Kan Grubunuz : b rh -
    Takımım Takımım :
    Ruh Hali Ruh Hali :
    İş/Hobiler İş/Hobiler : Öğrenci
    Lakap Lakap : Ozi
    Emek Hırsızı Emek Hırsızı :
    Gurur Tablomuz Gurur Tablomuz :
    270212

    Star Sabancı Üniversitesi Rektöründen 1+8+4 önerisi

    Mesaj tarafından krall

    Sabancı Üniversitesi Rektöründen 1+8+4 önerisi






    Sabancı Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Tosun Terzioğlu, 'başörtülü ya da başörtüsüz önemli olan kızların okuması' diyerek yeni [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    sistemi hakkında farklı bir öneride bulundu. Vatan gazetesinden Mine
    Şenocaklı'ya röportaj veren Terzioğlu, önerisinin detaylarını anlattı.


    İşte Prof. Tosun Terzioğlu ile yapılan o röportaj;

    Farklı bir formül öneriyor Prof. Tosun Terzioğlu; 1+8+4!


    Yani okul öncesi bir yıl eğitim, sonra kesintisiz sekiz yıl ve dört
    yıl daha... 4+4+4 formülünün kızları okuldan alıp eve hapsedeceği
    eleştirilerine ise pek prim vermiyor. "Son yıllarda kızların okullaşma
    oranı yüzde 80'lerden yüzde 98'e çıktı. Bu çok büyük bir başarı. Bunun
    için herkes çok çalıştı. Ama hükümet istemeseydi bu başarıya
    ulaşılamazdı" diyor ve ekliyor; "Başörtülü ya da başörtüsüz önemli olan
    kızların okula gitmesi! Bir çocuğun okula gitmesi, öğrenmesi, dünyayı
    tanıması, arkadaşlar edinmesi, sosyalleşmesi, ne giydiğinden çok daha
    önemlidir! İlkokulda da başörtüsünün sorun olmaması gerekir!"
    BU ÖNERİYİ İLK GETİREN HÜKÜMET DEĞİL


    Eğitimle ilgili yeni yasa tasarısı tüm gündemi değiştirdi. 28
    Şubat'tan sonra uygulamaya giren ve AK Parti hükümetleri tarafından da
    gayet başarıyla uygulanan sekiz yıllık kesintisiz [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    yerine yeni bir formül ortalığı toz duman eden; 4+4+4! Aslında zorunlu
    eğitimi 12 yıla çıkarması konusunda kimsenin bir eleştirisi yok,
    eleştiri kesintili olmasına! Bir not; bu öneriyi ilk getiren hükümet de
    değil! İmam Hatip Liseleri Mezunlar Mensuplar Derneği (ÖNDER) Başkanı
    Hüseyin Korkut. Öneri sahibi ÖNDER, ama görünen o ki tüm AK Parti bu
    öneriyi sahipleniyor.

    ÇOCUK GELİN SAYISI ARTAR


    Tasarıyı eleştirenlerin başında gelenler ise manidar! Türkiye'nin en
    başarılı iş kadınları Ümit Boyner ve Güler Sabancı. Kesintili
    uygulamanın kızların eğitiminin dört yılda bitmesine sebep olacağından
    kaygılılar. Zira 12 yıl [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    zorunlu olmasına zorunlu, ancak bir sorun var, ki onlar da buna vurgu
    yapıyor. Dördüncü sınıftan sonra, açık öğretim benzeri evden [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] almaya olanak veriyor tasarı. Yine TÜSİAD'lı iş kadınlarına göre bu, kızların çocuk gelin ya da çocuk işçi olmasına yol açacak.

    Mesele bununla kalmıyor. Geliyor dindar ailelerin kız çocuklarının
    başörtüleriyle okula gidip gitmeyeceğine... Habertürk yazarı Nihal
    Bengisu Karaca, "Yasa teklifinin getirdiği açık öğretim imkanı
    karşısında 'Bu uygulama kız çocuklarını bir sosyalleşme mekanı olan
    okuldan soyutlayıp, eve gönderiyor' diyenler bir şartla haklı
    olabilirlerdi: O kız çocuklarının okul hayatına başörtüleriyle
    katılmaları ihtimalinde çıngar çıkarmayacak olsalardı" diye yazdı. Ve
    devamını şöyle getirdi; "O kız evdeyse sizin yüzünüzden!"

    KIZLAR İÇİN ENDİŞEM YOK


    Mesele biraz karışık... Bu tartışmaları konu [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] oldu mu ilk akla gelen isimlerden biriyle konuşmanın en doğrusu olacağını düşündüm ve TESEV, TÜSEV, AÇEV, Türkiye Zeka Vakfı, [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    Reformu Girişimi gibi pek çok sivil toplum kuruluşunun üyesi, Sabancı
    Üniversitesi Kurucu Rektörü, Türk Matematik Derneği eski Başkanı,
    TÜBİTAK eski Başkanı gibi pek çok unvanı taşıyan Prof. Tosun
    Terzioğlu'ndan bir randevu aldım. Beklediğimin aksine tasarıya yönelik
    bu endişeleri taşımıyordu Terzioğlu. Onun takıldığı noktalar daha çok
    eğitimin kalitesi ve mesleki yönlendirme yaşının 10'a indirilmesi
    üzerineydi...

    Peki hiç mi endişesi yoktu kızların okul dışında kalmasından, açık öğrenim sebebiyle?
    O
    ilk sekiz yılda açık öğrenime zaten karşı... Nihal Bengisu'nun yazısını
    hatırlattım... O da Bengisu ile hemfikir gibi; "Benim kızların okula
    gönderilmesi konusunda endişem yok. Son 5-6 yılda kızların okullaşma
    oranı yüzde 80'lerden yüzde 98'e yükseldi. Bu çok büyük başarı, bunun
    için herkes çok çalıştı, ama hükümet istemeseydi bu başarıya
    ulaşılamazdı. İnsanlar kız çocuklarını okutmak istiyor, bu yüzden bu
    formülle kızların eve alınacaklarına dair bir endişem yok" dedi.

    Ben yine ısrarla "Peki ya başörtüsü?" dedim. Hiç önemsemedi; "Bir
    çocuğun okula gitmesi, öğrenmesi, dünyayı tanıması, arkadaşlar edinmesi,
    sosyalleşmesi ne giydiğinden çok daha önemlidir! İlkokulda da
    başörtüsünün sorun olmaması gerekir. Bu ülkede kadınların yüzde 60'ı
    başını örtüyor. Ve bu kadınların yüzde 95'i laiklikten yana. Bunu
    unutmayalım..."

    Hocam 4+4+4 yasa teklifi ne getiriyor, ne götürüyor?
    Bir
    kere bu hükümetin önerisi değil. Milletvekillerinin ya da hükümet
    içindeki grupların hazırladığı bir teklif değil. Ayrıca hükümet
    programında da böyle bir şey yok. Bu ilginç. Oysa eğitimde ciddi
    değişiklikler yapmak, uzun, ciddi bir planlamayı ve toplumda bir uzlaşı
    yaratmayı gerektiriyor. Bana ve birçok insana göre, Türkiye gibi hızla
    değişen ve 2023'te dünyanın ilk 10 ekonomisi içine girmeye çalışan
    dinamik bir ülkede [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    fevkalade önemli. Türkiye, öyle petrol gibi müthiş bir doğal kaynağı,
    zenginliği olan bir ülke değil. Ama bizim genç bir nüfusumuz var. Genç
    nüfusumuzu iyi eğitebilirsek, o bizim en büyük zenginliğimiz olur. Bunu
    yapamazsak da 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz hayal olur. Dolayısıyla
    eğitimde yapılacak herhangi bir ciddi değişikliğin toplumda
    tartışılması, bir uzlaşı sağlanması gerekir. Nasıl ki bugün yeni anayasa
    için mümkün olduğu kadar değişik görüşler toplansın ve uzlaşmaya
    varılsın istiyoruz, eğitimde de aynı şey olmalı. Tabii ki uzlaşmaya
    varmanın yanı sıra, bunun ciddi olarak planlamasının yapılması da
    gerekir. Bugün [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    zorunlu olarak 8 yıl. Bunu bırakın 12 yıla çıkarmayı, 9'a, 10'a
    çıkardığınız zaman eğitime devamın oranı yüzde 56'ya düşüyor. Bu oranı
    yüzde 100'e çıkardığımız zaman acaba kaç derslik, kaç öğretmen daha
    lazım? Bunlar için kaynağı nereden bulacağız? Bunları bugünden yarına
    yapabilmemiz çok zor. Bunların planlanması, bunlar için kaynak ayrılması
    gerekiyor.

    Yani çok da planlamadan ortaya atılmış bir kanun teklifi var?
    Evet.
    Kaldı ki başka bir şey daha var; sekiz yıllık kesintisiz ilköğretimde
    öğrencilerin eğitime katılım oranı yüzde 98'lere varıyor. Kızlar da
    dahil. Bu kesin bir başarıdır ve bu başarıda hemen herkesin payı var.
    Geçmiş hükümetlerin de çok büyük payı var gerçekten, ama şimdiki
    hükümetin de payı çok büyük. 5-6 yıl önce kızların ilköğretime katılma
    oranı yüzde 80'lerdeydi. Ondan sonra "Haydi kızlar okula!" kampanyaları,
    kızlarını okula yollayan velilere para yardımı yapılması, yer yer
    valilerin bu işe önayak olması gibi gayet ciddi çalışmalarla biz
    ilköğretim okullarına devamı dünyadaki en iyi ülkelerin standardına
    getirdik. Bu çok ciddi bir başarı. Şimdi bu başarıyı perçinlememiz
    gerekiyor.

    Şimdi tartışma tam da burada çıkıyor. O kız çocuklarına ne olacak, acaba kızlar evlerine geri mi gönderiliyor endişeleri var...
    Öyle
    bir kuşku, endişe taşıdıklarını biliyorum bazı insanların. Ama
    düşünürseniz, bu kızların ilköğretime katılmasında hep beraber çalıştık,
    bir yere geldik. Burada hükümetin payı hiçbir şekilde küçümsenmemeli.
    Gerçekten hükümet istemeseydi, sivil toplum ve medya istediği kadar
    uğraşsın, bu başarıyı elde etmek çok zor olurdu. İmkansız olurdu
    açıkçası. Bunu başardık. Bu çok büyük bir başarı. Bundan sonra yapılması
    gereken, özellikle ilköğretimden başlayarak kaliteyi yükseltmekti.
    Çünkü, evet okullaşma oranında çok başarılı olduk. Ama kalitede henüz o
    başarıyı yakalamış değiliz. 2023 hedefleri olan bir ülkeye yakışmayan
    sonuçlarımız var.

    Ümit Boyner de, Güler Sabancı da 8 yıllık kesintisiz
    eğitimin kaldırılmasına karşı çıktı. "Çocuk gelinleri artırır,
    kaygılıyız" diye...
    Ben başkasının niyetini okuyamam.
    Bu teklifi yapanlar niye yaptı, onu bilemem. Onların niyetini de
    okuyamam. Ama benim anlamakta zorluk çektiğim şey; bu hükümet içindeki
    bakanlar, milletvekilleri değişse de sonuçta hükümet aynı hükümet. Ve bu
    teklif o hükümetin son yıllarda eğitimdeki başarısına gölge düşürüyor.
    Oysa gerçekten de kızların okullaşma oranı yüzde 80'lerden yüzde 98'lere
    çıktı. Bu büyük bir başarı.

    "AK Parti döneminde ulaşılmış bir başarı bu üstelik" diyorsunuz...
    Evet.
    AK Parti'ye rağmen değil, hep beraber yapıldı. Ama hükümet olmadan,
    olamayacak bir başarıydı bu. Bundan sonra yapılacak şey, kalitenin
    yükselmesiydi. Ama biz bu formülle ilk 4'ten sonra 10 yaşında meslek
    seçimine yönlendiriyoruz çocuğu. Oysa bu 15-16 yaşından önce olmamalı.
    Çıraklık yaşını 11'e indiriyoruz...

    Çıraklık yaşının 11'e indirilmesi konusunda endişelisiniz peki ya kızların eve dönmesi konusu?
    Benim
    o kadar endişem yok. İşte söylüyorum, nereden nereye geldik, kızların
    okula gitmesini toplum benimsedi. Ama bu konuda ciddi, samimi olarak
    endişe taşıyanlar olduğunu biliyorum.

    Peki sizin hiç mi endişeniz yok?
    Benim
    kişisel olarak bir endişem yok. Çünkü bir eğilim gözüküyor. Biz kızlarda
    okullaşma oranında kısa bir sürede yüzde 80-85'lerden yüzde 98'lere
    geldik. Bu silah zoruyla olmadı. Teşvikle, çalışmayla oldu. Ama bundan
    da geriye gitme yolunun açılmasının anlamını ben çözemiyorum.

    Yani geriye gitmenin yolu açılabilir?
    Bilmiyorum. Bunu bugünden söylemenin imkanı yok. Ama şu var tabii; [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kesintisiz 8 yıl olmalı, ilk dört yıldan sonra evden açık öğretimle eğitime katılabilme, çok istisna durumlarda olur.

    Milli [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Bakanı Dinçer de, açık öğretimin istisna olacağını söyledi...
    Ama dediğim gibi bu tasarı Ömer Dinçer'in, AK Parti'nin tasarısı değil ki!

    Tamam ama tasarıyı da sahiplendiler... Aksi halde eleştirilere yanıt verip, bu kadar savunurlar mıydı?
    Dediğim
    gibi eğitimde böyle temel bir değişikliği, çok stratejik önemi olan bir
    konudaki temel değişiklik öneren bir kanunu hükümet sunmuyor. Bu bana
    garip geliyor. Çünkü bunun için müthiş bir kaynak ayırmak lazım, şunu
    yapmak lazım, bunu yapmak lazım. Bunun için Milli [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ne düşünüyor, bütün bunlar incelenmiş mi bilmiyorum.

    Türkiye'de dinle bilimi çarpıştırmak istiyoruz


    "28 Şubat'ta imam hatip okullarının önünü kesmek için 8 yıllık kesintisiz [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] getirildi. Şimdi de imam hatiplerin önü açılsın diye 4+4+4 sistemi getirilmek isteniyor!" deniyor. Ne diyorsunuz?
    Futbol
    ve basket maçlarında slogan atmayı anlıyorum. Ama ben eğitimde slogan
    atamam. Slogan atılmasını da doğru bulmuyorum. "Haydi kızlar eve!"
    gibi... Hükümet, sivil toplum ve medya, elbirliğiyle okula gitme oranını
    yüzde 80'lerden yüzde 90'lara çıkardık. Bu bütün dünyada bir başarı
    olarak alkışlanıyor değil mi? Şimdi birden bunun yüzde 80'e geri
    dönmesini ben ihtimal olarak görmüyorum. Ama burada yapılmak istenen
    şeyler arasında "İlk dört yıldan sonra açık öğretim, isterse çocuk okula
    gitmesin" gibi tasarılar beraberinde bazı insanlarda bu endişeyi
    getiriyor. O endişelerin de ciddi olduğunu kabul ediyorum.

    Başbakan'ın dindar gençlik yetiştirmek istiyoruz
    söyleminin hemen arkasından bu yasa teklifi açıklanınca ister istemez
    böyle endişeler doğdu...
    O açıklamadan sonra benzer bir
    açıklamayı Başbakanımız AK Parti İstanbul İl Gençlik Kongresi'ne
    sinevizyonla katıldığında da yaptı. Orada istediği gençlik hakkında
    kullandığı sıfatlardan sadece biri dindardı. "Bilgili, dünyayla rekabet
    edebilen, modern, dindar bir gençlik yaratmak istiyoruz" dedi... Orada
    bir tek dindar öne çıktı. Çünkü biz Türkiye'de dinle bilimi çarpıştırmak
    istiyoruz. Ve bunu yıllardan beri yapıyoruz. Bu çok yanlış. Mesela bir
    bilim adamı dindar olabilir, ateist olabilir, ama gene de iyi bir bilim
    adamıdır. Dinle bilimin illa birbiriyle çatışmasına, çekişmesine hiç ama
    hiç gerek yoktur. Bunlar birçok ülkenin felsefi olarak 19. yüzyılda
    çözdüğü şeylerdir. Tekrar onu gündeme getirip, bir genç dindar olursa
    bilim öğrenemez veya modern olamaz veya modern olursa, bilim öğrenirse
    dindar olamaz düşüncelerinden ayrılmamız lazım. Onlar raf ömrünü çoktan
    çoktan geçmiş düşünce kalıpları. Başbakan dindar dedi, bilgili dedi,
    modern dedi, dünyaya uyum sağlayabilen dedi, bütün bunların içersinde
    biz sakıncalı olarak sadece dindarı mı görüyoruz?

    Aslında kindar da dedi ama açıkçası basın bile sansürledi o sözünü...
    Zaman
    zaman kendimizi şuna çok kaptırırız; "Türkiye bir uçurumun kenarında."
    70 yaşındayım, kendimi bildim bileli bu söylemi çok duydum. Ama Türkiye
    bu uçurumdan aşağıya hiçbir zaman düşmedi. Böyle bir şey yok. Kendi
    toplumumuzdan, yan yana yaşadığımız insanlardan devamlı bir endişe ve
    korku içersinde olmayalım. Türkiye'de aşağı yukarı son 15 yıldır
    üniversiteler tarafından çok ciddi araştırmalar yapılıyor, "İnsanlar ne
    düşünüyor, he hissediyor?" diye. Bu araştırmaları okuduğumuz zaman, bize
    giydirilmek istenen düşünce kalıplarının hiç ama hiç doğru olmadığını
    görüyoruz. Evet, Türk toplumu çoğunlukla dindar, ama aynı zamanda zengin
    olmak, daha iyi yaşamak istiyor, çocuğunun daha iyi [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] almasını istiyor, dünyayla daha da bütünleşmek istiyor, insanlarımız için bunlar birbiriyle çelişen şeyler değil.

    Peki çocuğun eğitimi konusunda aile mi söz sahibi olmalı, devlet mi?
    Bu
    gerçekten zor bir soru. Her devlet bu konuya karışır. Bizdeki din
    bilgisi ve ahlak kültürü dersi gibi Avrupa'nın birçok ülkesinde de
    benzer dersler var. Mesela Almanya'da bu dersler zorunlu olarak üç
    şekilde veriliyor; Katolik ağırlıklı, Protestan ağırlıklı ve tamamen
    felsefi. Seçimi aile yapıyor çocuğu için. Almanya'da şimdi bu
    tartışılıyor. "Ailenin böyle bir seçim yapmaya ne hakkı var?" diye...
    Devletler tabii ki eğitimde rol oynayacak. Ama diğer taraftan ne olursa
    olsun, ailenin de rolünü unutmamak lazım. Hele erken yaşlarda çocuk
    öğrendiği pek çok şeyi zaten annesinden, babasından, kardeşlerinden,
    teyzesinden, amcasından öğreniyor. Kaldı ki artık çağımızda birçok çocuk
    okuldan önce okuma yazma da öğreniyor. İletişim girdi işin içine. Ama
    okulun bambaşka bir işlevi var. Hele ilköğretim okulunun. Çocuk ilk defa
    yakın çevresinin dışında akranlarıyla tanışıyor ve sosyalleşmeye orada
    başlıyor. Çevresini, kendi yaşındaki başka insanları, onların ailelerini
    tanıyor. Bu müthiş bir kazanç. Ufkunu genişletebiliyor. İster uzaktan
    eğitimle olsun, ister sınıfta olsun hiçbir dersle kazandırılamaz bu.

    Sonuçta devlet mi aile mi derken bu bir karışımdır diyorsunuz?
    Evet.
    Çünkü hiçbirini silip atamazsınız, "Eğitime sadece aile karışır"
    diyemezsiniz. "Sadece devlet karışır" hiç diyemezsiniz, o insanlık dışı
    bir şey. Zaman zaman bizim müthiş yanılgılarımız var. Mesela deniyor ki,
    "Şu kadar matematikçi yetiştiriyoruz. Ama bizim o kadar matematikçiye
    ihtiyacımız var mı?" İnsan gücü planlaması Sovyetler Birliği ile battı.
    Bunu unutalım. Eğer bir genç bilinçli bir şekilde bir şey okumak
    istiyorsa bırakınız okusun. Ha, matematik okuduktan sonra matematikçi mi
    olur, medyada mı çalışır, inşaatçı mı olur bilmiyorum. Belki
    matematikte çalışır, belki de öğretmen olur. Ama gencin istediği şey
    hepsinden daha önemlidir.

    İlkokulda da başörtüsü olabilir


    Peki hocam sizce ilkokula başörtülü de gidebilir mi çocuklar?
    Tabii. Neden gitmesinler?

    Bu bir sorun oluşturmaz mı?
    Neden oluştursun? Aklı açıksa, öğrenmek istiyorsa, okula devam etmek istiyorsa, neden olmasın! Sorun ne bilmiyorum ki!

    Ama bütün endişe de bu yüzden hocam? O çocuk başörtüyü
    kendi iradesiyle mi takacak? Ailesi istedi diye mi? Mesleki yönlendirme
    olmasın diyorsunuz mesela... Tabii başörtüsü serbest bırakılsa sorun da
    kalmayacak diye düşünenler de var.
    İşte dedim; çocuğun okula gitmesi, öğrenmesi, dünyayı tanıması, arkadaşlar edinmesi, ne giydiğinden çok daha önemli.

    Peki diyelim ki başörtüsü serbest oldu. Bu Türkiye'nin genel gidişatında bir değişikliğe yol açmaz mı?
    Şimdi başörtüsü mü bir şeyin göstergesi, başörtülü [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    olduğu için mi Türkiye değişecek? Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de
    kadınların yüzde 62'si evinin dışında başını örtüyor. Eskiden yüzde
    70'di bu. Şimdi azaldı. Kadınların yüzde 62'si, "Başörtüsü örtüyorum"
    diyor. Ne yapalım? Şimdi bu yüzde 60 küsur [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] laikliğe karşı mı sizce?

    Elbette hayır...
    Bakın, aynı araştırmada
    direkt olarak "Laik misiniz?" diye değil de, cumhuriyetin temel
    kazanımları diyebileceğimiz belli konularda başka sorular soruluyor.
    Mesela, "Kadın ve erkeğin şahitliği mahkemede eşit midir? Kadın ve erkek
    mirastan eşit haklarla faydalanabilirler mi?" gibi... Bunların yüzdesi
    kaç biliyor musunuz? Yüzde 95. Evet, Türk kadınlarının yüzde 60 küsuru
    başını örtüyor ama yüzde 95'i de bu sorulara "Evet" diyor. Kusura
    bakmayın ama laiklikle dinin hiç ilgisi yok. Laiklik siyasi bir şey.
    Bilimle hiç ilgisi yok. Dediğim gibi gayet dindar matematikçiler de var
    değişik dinlerde, ben ateistim diyen matematikçiler de var...
    Başörtüsünün sorun olmaması gerekiyor. Biz görüntülere takıyoruz.

    Habire başörtüsü diyorum ama [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Reformu Girişimi de "Kesintili [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] kız çocuklarının okuldan alınması riskini artıracak" diyor. Siz de [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Reformu Girişimi Yürütme Kurulu Üyesi olduğunuzu söylediniz... Onların görüşlerine katılmıyor musunuz?
    Katılmıyorum demiyorum. Bu endişeleri samimi olarak taşıyan insanlar var Türkiye'de diyorum. Ama ben endişe taşımıyorum.


    Kaynak: Ensonhaber.com







    Bu yazıyı burda paylaş : diggdeliciousredditstumbleuponslashdotyahoogooglelive

    Yorum yok.


      Forum Saati 15.12.18 5:17